24 Ağustos 2017

10 metre

al sana 30 dolar, çık şu on metre yükseklikteki platforma ve atla, deseler bana, tek bir hücrem bile bu teklifi ciddiye almaz. konuyu 'kaç dolar verseler', geyiğine getirmek istemiyorum; kendini sınama da dahil olmak üzere ortada gerçek bir neden yokken, benim o işi yapma ihtimalimi, şu anda oturduğum yerden, sıfıra yakın görüyorum.

gerçek neden dediğim de, bir hayati tehlike durumudur sanırım; peşinden bir şey (silahlı bir manyak, bir ayı, yuvarlanan dev bir kaya topu...)  kovalıyordur seni, kaçacak yerin kalmamıştır ve kurtulma şansı diye değerlendirip, atlarsın herhalde? ya da bir çocuk düşmüştür veya sevdiğin birisi ve ne bileyim yüzme bilmiyordur, ya da yüzemeyecek ama gayet de boğulup gidebilecek bir durumdadır; onu kurtarmak için atlarsın herhalde?

on metreden, on beş metreden, sırf eğlencesine denize ya da havuza atlamanın eğlenceli bir aktivite olduğunu kabul ediyorum; bana çılgınca gelmiyor ancak hayranlık da duymuyorum. olabilir diyorum, daha ne diyebilirim ki; hem bana ne?

"ten meter tower", 2017 sundance film festivalinde de gösterilmiş bir belgesel. yaklaşık yirmi dakika, yorumsuz, yargısız, bir deney havasında. belgeselde, 10 metre yükseklikten havuza atlama konusunda kendime yakın gördüğüm insanları izledim; dolayısıyla üzerimde hoş bir gerilim filmi etkisi yarattı. insanların karar verme süreçleri; her birinin kendine has halleri; ırk, cinsiyet, yaş ve görünüş gibi özellikler üzerinden değerlendirmeler yapmanın saçmalığı hatta kişiler arası iletişim örnekleri gibi şeyler üzerine düşünceler uyandırabilecek, formatı hiç değiştirmeden dizi yapsalar, sektirmeden  her bölümünü merakla izleyebileceğim bir yapım, "ten meter tower".


2 yorum:

  1. dizisi, bazı ilginç detaylar eklenerek daha sürükleyici bölümler haline getirilebilir. iki veya üçüncü bölümde, aşağısı karartılarak, yükseklik algısı daha mesafesiz hale getirilebilir mesela...

    sen yanılmıyorsam, 1.5 metrelik tramplenden de atlamamıştın; bilseydik, bir kaya çıkarıp yuvarlardık arkandan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o yüzden formatı değişmeden belgesel dizi olsun istiyorum; yoksa o dediklerinin sonu bir juriye, telefonla oylamaya, şarkılar türküler eklenmesine rahatlıkla yol açacaktır çünkü atlayanı üstün, atlayamayanı (ya da atlamayanı) aşağı görmek gibi bir yüzeysel yaklaşım öne çıkacak ve dolayısıyla iş bir yarışmaya dönüşecektir.

      şahsen bu belgeselde ilgimi çeken şey atlayabilmeleri ya da atlayamamaları değil; o platformdaki davranışları, çiftler arasındaki konuşmalar, kısacası insanlık halleri..

      Sil